Blog

Bediüzzaman, Hocaefendi’yi kabul ediyor mu?

0

Giriş

Not: Şu yazıya hayli ekleme yapılacak, inşâAllah.

Birçok ortamda vizesiz dolaştırılan hain bir fitne var: “Bediüzzaman Hazretleri büyük bir âlimdi; Fethullah Gülen’in onunla bir ilgisi olmadığı gibi, cemaat de Nurculuktan kopuk durumda.” Biz bu fitneye karşı bu yazımızla bir cevap veriyor ve fitnecilerin hayasız yüzüne bir tokat indiriyoruz. Bu iddiayı bir soruya dönüştürerek başlayalım.

Soru: “Bediüzzaman Hazretleri, Hocaefendi’yi kabul ediyor mu?”

Cevap: Birbirine benzeyen, birbirini seven, birbirini izah eden, biri diğerinin geleceğine işaret ederken, öbürü bunun kitabını hayatına program yapan, meslekçe, meşrebçe, me’hazce tamamen aynı ve bir olan insanlar, elbette birbirini kabul etmiş; birbirinin vazifesine şahitlik etmiş; birbiriyle tıpatıp aynı vazifeyi yüklenmiş ve birbirine selef ve halef olmuştur denilebilir ve denilir ve öyledir.

Bu sırra binâen; Bediüzzaman Hazretleri, Gülen Hocaefendi’yi kabul ettiği ve bu zamandaki vazifeyi onun omuzlarına tahmil ettiği gibi; Risale-i Nur Külliyatı da Hizmet Hareketi’ni istemekte, kabul etmekte ve öncülüğü ona vermektedir.

Bu hükme bizi taşıyan çok zâhir ve bâhir deliller vardır. Ezcümle: Hocaefendi ve Üstad Hazretleri arasında kırktan fazla benzerliğin olması, Hocaefendi’nin Üstad ve talebelerine karşı ulvî ve devamlı bir sevgisinin olması, Hocaefendi’nin eserlerinin, Risale-i Nur’lardan mülhem ve Nurları fevkalâde izah ve ispatla beraber, çığır açan orijinal yorum ve tespitler içermesi, Hizmet’in programının doğrudan Risale-i Nur ve onun şerhi olan Pırlanta eserler olması, Gönüllüler Hareketi’nin Üstadın istediği gibi cihanşümul bir mâhiyete bürünmesi ve en önemlisi de, Bediüzzaman Hazretleri’nin bizzat hem Hocaefendi’ye, hem de Hizmet Hareketi’nin geleceğine gaybî işâretler bırakmasıdır.

Şimdi bizi sonuca götüren bu gerçekleri ve delilleri adım adım sıralayalım.

1. Bediüzzaman ve Hocaefendi arasında sayısız benzerlikler vardır. Fihristevâri bir surette birkaçını sayacak olursak:

  • İkisi de aynen bizzat ve âilece ehl-i sünnet velcemaattir ve bu akidenin öncülüğünü yapmıştır.
  • İkisi de aynen doğunun meşhur ulemâsının rahle-i tedrisiyle ilk eğitim yıllarına başlamıştır.
  • İkisinde de aynı vehbî bir ilim vardır, bir noktadan sonra kendilerine verilen istidatla, kimseden sual etmeyerek ilim elde etmiş, en ileri ve derin ve geniş meseleleri çay içme rahatlığında izah ve ispat etmiştir.
  • İkisi de aynı sorulan her soruya mutlaka muknî cevaplar vermiştir.
  • İkisinin de orijinalliği esas alan eserleri vardır.
  • İkisinin de ilhama mazhar olduğu ehlinin malumudur.
  • İkisinin de eserleri ilminin aynası olmuş, meydan almış, yüzbinlerce okuyucuya ulaşmıştır.
  • İkisi de evlenmemiştir, bununla birlikte asla iffetlerini bozmamışlardır.
  • İkisi de hayatını Kur’an ve İman’a hizmete tamamen vakfetmiştir.
  • İkisi de Ümmet-i Muhammed (asm) için ilk gençlik yıllarından itibaren hayat boyu gözyaşı dökmüştür.
  • İkisinde de aynı evrâd-u ezkâra devam ve temadi hayat boyu nümâyandır.
  • İkisi de eğitim müesseselerinin önemine değinmiştir.
  • İkisi de eğitim müesseseleri için fon aramış, medrese ve üniversite gibi eğitim kurumlarının açılmasına teşvikte bulunmuştur.
  • İkisi de müsbet hareketi esas almıştır.
  • İkisi de İmânî ve İslâmî hakikatlerin ispatı yönünde eserler ortaya koymuştur.
  • İkisininde de iman ve aksiyonun misilsiz örnekleri olduğunu ehl-i sünnet cemaatler teslim etmektedir.
  • İkisi de bizzat, eserleriyle, talebeleriyle Hristiyan dünyasıyla kavgalı noktaları terk edip ittifak arayışına girerek küfr-ü mutlakın idamına çalışmıştır.
  • İkisi de talebe yetiştirmiş, mollalarını dünyanın değişik ülkelerine göndermiştir.
  • İkisi de Türkiye merkezli bir İman Hizmetini esas almıştır.
  • İkisi de her meslek erbabından insanlara namazlarını kılmak şartıyla, talebelerinin üniversitelere, devlet kurumlarına girmelerini takdir ve teşvik etmiştir.
  • İkisi de siyasete girmemiş, ehl-i sünnet velcemaat anlayışı temsil eden, en azından demokrat anlayışlı insanlara oy vermiştir.
  • İkisi de siyasi parti kurmamıştır.
  • Her ikisi de hayat boyu takip edilmiş, fişlenmiş, hakarete uğramış, zulüm görmüş ve idamla yargılanmıştır.
  • İkisi de hiçbir kirli menfaat kaynağına dayanmamış, mutlak istiğna düsturunu esas almış, yalnızca Allah’a tevekkül ve sa’ye sarılarak aktif sabır göstermiştir.
  • “Baki hakikatler fani şahıslara bina edilemez” düsturuyla ikisi de çokça eser bırakmış, sayısız talebe yetiştirmiştir.
  • İkisi de zamanının son teknolojisinden yararlanmış ve bunu teşvik etmiştir.
  • İkisi de “zaman cemaat zamanıdır” düsturuyla şahıslarını geri planda göstermiş, tevâzû, uhuvvet, şûrâ ve istişâreyi esas almıştır.
  • İkisi de temkin-i hareketi ve hizmetin intişarında gizliliği esas almıştır.
  • İkisi de hizmette fevkalâde bir metânet, hadiselerde fevkalhad bir basiret, uğradıkları ihanetlere karşı âlîcenabâne bir mukabelesizlik ve ilâ-yı kelimetullah’ta kudsî bir hırs göstermiştir.
  • İkisi de Kur’an ve Buharî’yi ve nice başka eseri hıfzına almıştır.
  • İkisinin de eserlerinde cazibedar ve destansı bir üslup vardır.
  • İkisi de Kur’an’ın temsil getirme metodu başta olmak üzere çok hikmetlerini fevkalâde istimal etmiştir.
  • İkisi de ehl-i sünnetin kabul ettiği bütün meşhur imamları kendilerine üstad kabul etmiş, Ashâb-ı Kirâm ve Selef-i Sâlihinden kimseye yanlış hiçbir sözde bulunmamıştır.
  • İkisi de aynen Seyyid’dir ve aslen Bitlis’lidir.
  • İkisinin de aynen kalp ve kafa izdivacına muvaffak olduğu hakikatbîn olanların mâlumudur.
  • İkisinin de aynen şu fânî dünyada bir dikili taşları olmamış, devlette çalıştıkları dönemde bile ücretlerini kuruşu kuruşuna hizmet yolunda sarf etmişlerdir. Hayatlarının çok büyük bölümünü açlık ve fakirlikle geçirmişlerdir.
  • İkisi de aynı şekilde hadiseler karşısında büyük bir fetânet göstermiş, zorlu hadiseler karşısında talebelerini sokağa dökülmekten men etmiş, kirli ittifaklardan uzak durmuş, her sıkıntıya rağmen iman ve kulluklarına aralıksız devam etmiş ve talebelerine de devamlı ümit aşılamışlardır.
  • İkisi de aynen birer iman ve aksiyon insanıdır; buna nişane olarak, Bediüzzaman Hazretleri hayatta iken, Risale-i Nur’lar kendi teşvikleri ve talebelerinin gayretiyle altıyüzbin nüsha yazılmış, devlet raporuna göre talebeleri sayıca beşyüzbinleri aşmış olduğu gibi; Hocaefendi’nin eserleri milyonlarca basılıp okuyucularına ulaşmış, yüzbinlerce seveni, yurt içinde ve yurt dışında yurtlar, kolejler, üniversiteler ve çok nevî hizmet kurumlarını onun teşvikleriyle açmış ve devam ettirmiştir.
  • İkisi de aynen büyük bir beklentisizlik ve istiğna âbidesidir. Ne devletten, ne de başka kaynaklardan değil, Anadolu’nun saf bağrından gelen himmetlerle büyük hizmet çağlayanlarının suyu coşturulmuştur.
  • İkisi de birer mücessem ihlâstır: Hayatları boyunca davalarından vazgeçirilememiş, gençlik yıllarından itibaren ispat ettikleri hiçbir davalarından geri adım atmamışlardır. Sürgünlere, tasallutlara, hakaretlere, idam tehditlerine rağmen çizgilerini korumuş ve davalarında enginleştikçe enginleşmişlerdir.

Hakk katındaki dereceleri mahfuz amma; böylesine gönül ve vicdanları ile sükûn ve hareketlerinin “mahiyetlerine” doğrudan kırk vecihle bakan saydığımız kırk aynalarda birbirinin tıpkı aynı çıkan bu başyüce Zâtları, birbirinden farklı göstermek, kopuk göstermek, olsa olsa nifaklı bir kalbin, kopuk bir düşüncenin fitne gayretleri olabilir.

Hayır hayır! Bu Nur Daire-i Kudsiyesinin ard arda çığırlarını açan Zâtlar, aynı makamın iki hadimi ve birleşik iki cereyân-ı nûrânînin bir merkeze bakan iki sahibidir. İki gözükür; fakat bir görür, bir söyler, Bir’e ve birliğe çağırırlar. Onları ancak şaşı olanlar iki zanneder!

İleride delilleriyle gösterileceği gibi, aralarındaki bağ o derece kuvvetlidir ki, makamca biri diğerine halef, o da bu Zât’a selef hükmündedir denilebilir ve öyledir.

2. Hocaefendi’nin Bediüzzaman’a -ve talebelerine- karşı tarifsiz ulvî bir sevgisi vardır. Şu sözler Hocaefendi’nin Bediüzzaman Hazretleri’ni ve talebelerini kabullenişini, içselleştirişini ve onlara karşı tarifsiz ulvî sevgisini terennüm eden kendi beyanlardır:

  • “Üstad, birkaç asırda bir yetişen dâhîlerdendir; bunu bâzı kesimler kabul etmese bile, bu böyledir. Hayatın değişik sahalarına ait ortaya koyduğu şeylerin her birisi başlı başına birer doktora mevzuudur.” (1)
  • Allah Rasulu’nün (sav) soyundan gelmesi birleştirici, uzlaştırıcı ayrı bir şeydir. Öyle anlaşılıyor ki, misyonu ve eda edeceği vazife itibariyle Kader planlamış, onun şarkta doğmasını takdir etmiş, Anadolu insanı içine neş’etini sağlamış, o istikameti mecburî bir yol olarak göstermiş. Ve aynı zamanda ehl-i beyt meselesiyle kanayan bir yara haline getirilmek istenen ehl-i beyte karşı şifâbahş olan bir tiryak gibidir.” (2)
  • “Bize bu Nur çığırını açan insanı sadece kendisiyle değil, âbâ-u ecdâdıyla, ümmehât-u ceddâtıyla, ahvâl-u hâlâtıyla yalnız bırakmayacak, hep duâlarda yâd edeceğiz. Çünkü o bizim için oldu; ve bizim için öldü.“(3)
  • Artık bende’nim bende’n, / Ayrılmam asla senden! / Gösterdiğin bu yolda, / Vazgeçtim cân u tenden…“(4)
  • “Muzaffer Arslan (Üstad’ın talebesi) rahmetullahi aleyhi vasiaten Erzurum’a gelmişti. Bende babamdan menkul Ashab-ı Kirâm’ın hayatını okuyarak bir Ashâb-ı Kiram hayranlığı vardı çocukluğumdan bu yana. Onu gördüğüm zaman, o samimiyeti gördüğüm zaman ben dedim kitapların satırlarında aradığım şeyler meğer bu insanlardaymış. Bana o zatın tesiri, Hazreti Pir-i Mugan’ın yanından gelen o zatın tesiri çok büyük olmuştur.” (5)
  • “Evet ona “Izdırap insanı”, “Çile insanı”, “Kendi için yaşamayan insan”, “Milletimin imanını selâmette görürsem Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım diyen insan”, evet, değişik türden bölümlerin her birine bu türden başlıklar konabilir.”(6)

3. Hizmet Hareketi’nin Programı Risale-i Nur ve Kur’an’dan ilhamen yazılan pırlanta eserlerdir. Hizmet Hareketi hem Risale-i Nurların okunması, anlaşılması, hem de cihânın her tarafına ulaştırılmasına hizmet etmiştir.

4. Bediüzzaman Hazretleri Hizmet Hareketini haber veriyor.

Bediüzzaman Hazretleri ve Hocaefendi arasındaki kopmaz bağa ve Nur Hareketi ile Gönüllüler Hareketi arasındaki sarsılmaz irtibata dikkat çeken, bizzat Bediüzzaman Hazretleridir. Şu delilimiz en önemli mevkide bulunuyor. İşte Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur’lara serpiştirdiği o gaybî işâretlerden -ve mes’elemizin delillerinden- bâzıları:

 

Sonuç

 

 

(1), (2): http://www.youtube.com/watch?v=HebYThhuqds
(3): http://www.dailymotion.com/video/xev61c_hocaefendi-ustadi-anlatiyor_creation
(4): Bediüzzaman Hazretleri için yazdığı Işık Adam şiirinden.
(5), (6): http://www.kure.tv/web-tv/801-dini/hocaefendi-ustad-bediuzzaman-said-i-nursiyi-anlatti/113-Bolum/106539/

Mehdiyet üzerine: http://www.youtube.com/watch?v=jdOpDLlEGWI